kahraman tazeoğlu – aşkla kal kitabı & alıntılar -2-

kahraman tazeoğlunun yeni kitabı olan aşkla kal’dan alıntılar.

-hayat en çok yumuşak yürekli insanları eziyor.
-hep mutlu olmak için sevdin; çünkü bencildin.. keşke biraz da mutlu edebilmek adına sevseydin.
-hep aynı yüzler ve aynı yalanlar.. etrafım, yaşaması gerekirken ölenlerle dolu..
-sevgin ne kadar büyük olursa olsun, umursandığın kadarsındır.
-neye tutunsam kopuk, neye uzansam eksik.. kimi görsem yabancı, kimi sevsem acı..

 

gökhan türkmen ~ yan sen..

olmadık bir zamanda hayatıma girip herşeyim olan, herşeyin en güzel zamanında çekip giden ve bilinmeze imza atan sevgilim, artık yoksun.. yağan yağmurdaki son öpüşün çıkmasa da aklımdan, sessiz gecede sımsıkı sarılışlarımız sıcak tenimizde olmasa da artık.. istesen de, istemesen de dönemem artık..

bir anda herşeyim, sonrasında sonum olan varlık.. (sevgim seni korusun) bir ses gibi, herkes gibi, dünler gibi yan.. geçtiğim tüm hayaller, düşler gibi yan..

fazla söze ne hacet? – ahmet kaya (yusuf hayaloğlu) ~ ayrılığın hediyesi

Başlıkta belirttiğim üzere fazla söze ne hacet, Yusuf Hayaloğlu yazmış olanı biteni, hem de acısıyla, tatlısıyla.. Ahmet Kaya’da en güzel şekilde bize aktarmış duygularıyla.. Zaten başkası bu kadar hissettiremezdi galiba.. Neyse.. Sözlerini de paylaşıp uzaklaşayım buralardan..

BU SON OLSUN!

Şimdi saat sensizliğin ertesi,
Yıldız doğmuş gökyüzü ay aydın..
Avutulmuş çocuklar çoktan sustu,
Bir ben kaldım tenhasında…
Gecenin avutulmamış ben..

Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim,
Ki bu yaşlar utangaç boynunun kolyesi olsun..
Buda benim sana ayrılırken hediyem olsun.

“Soytarılık etmeden güldürebilmek seni..
Ekmek çalmadan doyurabilmek ve haksızlık etmeden doğan güneşe,
Bütün aydınlıkları içine sezebilmek gibi..
Mülteci isteklerim oldu ara sıra biliyorsun,
Şimdi iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum..
Bu son olsun, son olsun.”

Şimdi saat yokluğunun belası,
Sensiz gelen sabaha günaydın..
İşi gücü olanlar çoktan gitti..
Bir ben kaldım voltasında gecenin,
Hiç uyumamış ben..

“Kafamı duvara vurmadan tanıyabilmek seni..
Beyninin içindekileri anlayabilmek ve
Yitirmeden yüzündeki anlık tebessümü..
Bütün saatleri öylece dondurabilmek için,
Çıldırasıya paraladım kendimi..
Lanet olsun
Artık sigarayı üç pakete çıkarttım günde
Olsun gözüm olsun, ne olacaksa olsun…”

ne yaparım şimdi ben? , azap hg ninni serileri.

öncelikle selamlar,

içimizi dökmeyeli çok olmuş.. hemen gireyim ufak ufak konulara.. aşk durumları vahim, Allah bozmasın.. sevgisizlikten ölecez.. ama tabi karşındakinin masuma , salağa yatma halleri yok mu öldürüyor işte beni.. ama görüyorsun, biliyorsun ki hayatında bir değişiklik yok.. sadece sana öyle görünmeye çalışıyor.. çok küçük bir şey söylicem, ulan üç günlük dünya be.. bi kere kendiniz olun, dobra olun, adam olun.. olmuyorsa böyle olmasın.. yalan, dolanla geçmez ömürler.. herkes için hayırlısı..

gelelim kardeş dediğimiz yılanlara.. önceki yazılarda belirttim mi bilmiyorum benim 2 tane kardeşim var zaten.. bi ablam, bi abim var.. ve bunların içerisine sıkıştırdığımız bir kaç tane kardeş dediğimiz adam (!) vardı.. lafa gelince ohoho dünyaları beraber yıkacağımız hani.. cebi 3 lira para gördü diye sildi, sattı her şeyi.. ha tabii delikanlı değil ki, sessiz sessiz takılıyor.. söyleyemiyor ki bir şey.. parayı icat edene sövecem de bu tip insanlar için günaha girmeye değmez! paranızla birlikte yerle bir olun ama madalyonun diğer tarafı da var.. bu işler bana döndüğünde satın alacağım hepinizi..

başlıkta belirttiğim üzere azap hg diye bir arkadaş var, ben kafama estiğinde dinlerim bu arkadaşı.. sanırım o da çekmiş bayağı kız arkadaşından veya her neyse.. tabi söze dökmek çok önemli bu işleri.. bu arkadaş başarmış.. youtube’dan azap hg diye arama yapıp ulaşabilirsiniz şarkılara.. azap hg , ninni serileri tavsiyemdir.. özellikle ninni 2. benden bu kadar.

mutlu yarınlar cümleten..

franz kafka ~ milenaya mektuplar

“beni sana getirecek bir yol bulmuştum,
karanlıktan aydınlığa kavuşacaktım..

bu yolu umutla, sevinçle kazmış,
kendimden de bir şeyler katmıştım..

bir çırpıda yüreğimle açtığım bu yolu kapatmak,
ağır ağır dönmek, vazgeçmek zor geliyor biraz,
elbet yüreğim sızlar..”

alıntıdır.
ve eklenecek söz bulamadım..
mutlu yarınlar cümleten, bi’serseri..

tüm duyguların özeti , vahit volkan sevinç ~ uzaklarda bir yerdeyim..

fazla söze ne hacet, vahit volkan sevinç harika bir şiirle her şeye noktayı koymuş.. sizinle de paylaşmak istedim. hadi mutlu yarınlar cümleten, bi’serseri.

Gitmek gerekir bazen arkanı dönmeden umutsuzluğa doğru. Yaşam sevincin kalmadıysa içinde ölmek gerekir sessizce. Arkadaşlarını tekrar gözden geçirmek gerekir bazen, Silinmesi gerekilenleri silmek gerekir, kalanları sevmek gerekir. Hak edene hak ettiğini vermek gerekir.. İnsana değeri kadar sevmek gerekir.. Ben ne fırtınalar gördüm, çok yalnız kaldım gemimde.. Batırmadım gemimi kimsesiz gittiğim açık denizlerde..

Çok ektim umutsuz çiçeklerini bekledim senelerce.. Alıştım açmayan güle, alıştım kuruyan hayallerime, ölmedim senelerce, yenilmedim çakal sürülerine.. Ben çok gündüz adam gördüm gece köpek oldular, Ben çok gülen gördüm gece ağladılar..

Şimdi intikam çiçeklerini ektim içime, kurumasınlar diye kanımla suluyorum.. Kanla açan çiçek kanla bitecektir elbet. Korkma yalnızlığım yalnız değilsin biraz sabret, çiçekler büyüsün geleceğim elbet.

Ben dostlarımı hiç yalnız bırakmadım, beni satanı da hiç unutmadım. şimdi gemimde tek başımayım, batacaksa da bu gemi benimle batacak.. Dostlarım, benim gemim herkese açık buyurun gelin batalım..

çok mu seviyorsun? sevme. ~ çalar/lar hayallerini..

selamlar.

her şey çok boktan be.. yaşadığımız hayat, yaşadığımız insanlar, her şey çok boktan.. biri geliyor be aydınlık.. içi aydınlık, karanlık bilmem.. ama sana aydınlık.. paylaşıyorsun hayatı.. sonrasında hep meseleler.. sanki başkaları kötü şeyler yaşamıyormuş gibi.. sadece sen yaşıyormuşsun gibi.. biri bitiyor sonraki gün yine.. yine.. yine..

hayat adil değil be.. senin gördüğün gibi değil minik! ne kadar kolay değil mi, tanıyamadım.. çok garipti o gün falan.. ne oldu sonrasında? çaldılar mı gençliğini.. daha yaş 17.. gençliğin, ömrün, geleceğin gitmiş.. sonrasında olanlar? kime verebilirsin çok büyük sözler bunları bile bile.. bunları sana yaşatan nerede? nasıl devam ediyor hayatına.. bazen utanıyorum insanlığımdan daha doğrusu çoğunlukla erkekliğimden.. öz kardeşine tecavüz edenler var memlekette ama inatla sorası geliyor insanın “sizin ananız, bacınız yok mu?” – sahi nasıl çalıyorsunuz gelecekleri?

ve hep beni mi bulur ulan.. gözleri başka gözlere çakılmış.. elleri başka eli tutmuş.. bedeni kirlenmiş, gençliği çalınmış.. benliği çalınmış.. hep beni mi bulur? ulan nereye kadar be..

ve şimdi kısa ama büyük sözlerin bittiği günler.. kime, nasıl büyük sözler edilir? ulan çok adice be, yok mu bir tane düzgün? herkes mi kullanılmış? bu kadar mı hayvanız? nasıl çıkıyoruz sokaklara.. nasıl bakabiliyoruz insanların yüzüne.. çıkmayın sokaklara, gerekirse geberin bulunduğunuz yerde!

bunu gürkan uygun (memati) , bu şehir girdap gülüm şarkısını dinleyerek yazdım ve fazlasıyla karışık oldu.. ama sadet kısmına gelirsek. bir kaç dakikalık keyif için çalmayın insanların GELECEKLERİNİ , GENÇLİKLERİNİ , BENLİKLERİNİ.. bırakın onlarında hayali, hayatı olsun.. eğer birinin yarınında olmayacaksanız bırakın başkalarına sözler verebilsin.. mücadelesini verebilsin..

umarım birazcık bir şeyler anlatabilmişimdir.. rahatladım çok şükür.. mutlu yarınlar cümleten, bi’serseri..