Kasım 15, 2009
sözü fazla uzatmadan mevzulara gireceğim, zaten anlatılacak bahsedilecek pekde birşey yok.. son zamanlarda sanırım 2-3 gündür full dinlediğim şarkıdır bu.. tan ~ göremem sizler için geliyor..
özler dururum hep yalnızlık,
dört duvar vururum kendimi.
geceye sorarım hep yüzünü,
karanlık aman vermez göremem..
tek çıkar yolsun bezgin yaşantıma,
kokunu unutmasam sarsam canıma..
günaydın desem artık sabah olsa..
seninle doğsam her yeni başlangıca.
göremem, göremem imkansız..
sevdamsın benden uzaksın..
suçluyum bana yasaksın..
elimde kesmez kör bıçak,
kader beni bağlayacak..
KORKARIM UNUTACAKSIN..
Ekim 25, 2009
tatil gününde saçma sapan nedenlerle evden dışarı çıkmadım.. gerçi çıkasım da yoktu, soğumaya başladı harbiden havalar..
biraz facebook, internet alemlerinde gezişten sonra.. film izlemek istedi canım.. recep ivedik 2′yi izlerim hemde biraz gülerim demiştim.. ama 1. cdyi bile bitirmeden canım sıkıldı.. kapattım gitti..
sonra cdleri karıştırırken ıssız adam çıktı karşıma.. izleyesim geldi.. yine mest oldum.. son sahnede ağladım da hatta.. filmin sonundaki içten konuşmalar deli-divane-darmağın ediyor adamı..
“.. seni, çocukluğunu düşündüm.. sen oradaydın ve birgün benimle tanışacağını henüz bilmiyordun.. / sen dizime yattın, ben bi hikaye anlattım sana.. / büyüdün..”
paylaşmak istedim. – mutlu yarınlar cümleten, bi’serseri.
Eylül 22, 2009
işte gidiyorum…
“ne olduysa bu yalnız gecelerde oldu”
işte gidiyorum…
belki de kaleme aldığım son satırlar bunlar. sen şu an neredesin ve kim bilir kiminlesin diye sormadan gidiyorum. sormuyorum ve bir daha sormayacağım. sessiz sedasız birkaç satır karalayacağım ve gideceğim. biliyor musun; gitmek senin kadar güzelmiş yeni anladım…
şu anda hep her zaman, her damlasına aşık olduğum yağmur yağıyor. sensiz, damlaların cama vuruşunun bile tadı yok. tamam itiraf ediyorum; sensiz istanbul’un bile tadı yok. o boğazın kokusunu, dalgaların kayaları dövüşünü, soğuğunu, sıcağını, her an değişen havasını sevişim aşktan mıydı ki?
Okumaya devam et →
Ağustos 15, 2009
merhabalar,
yine uzun süre olmuş birşeyler yazmayalı, özlemişsinizdir diye umuyor ve başlıyorum. işyerinde yıllık izne hak kazanmış biri olarak.. parmaklarla sayılarak 1 haftalık izine çıktım yazmadığım süre zarfında.. ve iznimi samsundan bi arkadaşımla ortak fikirde bulunarak İSTANBUL‘da geçirme kararı verdik.. gittik gördük ki? hemen başlıyorum.
1. istanbul’un yaşantısına alışmış birilerini karadeniz’de aynı hareketlerde bulunduklarında görecekleri tavırları anlatmak & düşünmek bile istemiyorum,
2. – ben gerikafalı, eski kafalı olmayı kabul ederek bu maddeyi de yazacağım.. istisnaları bi kenara atarak.- erkekler sevgililerini yarıçıplak yanlarında gezdirebiliyorlar ve büyük ihtimal mutlu da oluyorlar.. – yazık.
Okumaya devam et →
Haziran 22, 2009
uçurumun kenarındayım hızır,
bir dilber kalesinin burcunda,
vazgeçilmez belaya nazır,
topuklarım boşluğun avucunda,
derin yar adımı çağırır..
kaldım parmaklarımın ucunda..
uçurumun kenarındayım hızır,
bir gamzelik rüzgarlık yetecek,
ha itti beni, ha itecek..
uçurumun kenarındayım hızır,
divan hazır, ferman hazır, kurban hazır.
güzelliğin zülme çaldığı sınır,
başım döner, beynim sulanır..
el etmez, gel etmez..
gözleri bir ret, bir davet..
gülce uzak uzak dolanır..
mecaz değil, maraz değil..
gülce semavi bir afet..
Okumaya devam et →